Meseleyi biraz daha derinleştirerek anlamaya çalışalım. Kamu kurumlarında çalışan yarım milyona yakın taşeron işçinin ne kadar zor şartlarda çalıştığını anlamak bakımından bu önemli. Devletin işini yapan iki kişi düşünelim. Birincisi devletin kadrosunda çalışan memur diğeri ise taşeron şirket elemanı olsun. İlk önce bu iki kişinin aldıkları ücretlerin ne kadar olduğundan bahsedelim. Sağlık Bakanlığında çalışan bir devlet memuru şu anda Döner Sermaye ile birlikte 1.800 TL. civarında maaş almakta. Aynı işi yapan taşeron işçi ise 900 TL. civarında maaş almakta. Yol ve yemeği de içinde bu ücretin. Tam da bu noktada Agah Kafkas’a hak vermemek elde değil. Devlet memuruna yaptıramadığı işi taşeron işçiye yaptırıyor ya devletin sırtı yere gelmez artık. Devlet memuru çalışanımız her sene yıllık iznini kullanırken taşeron çalışanımız her sene ihale yenilendiği için yıllık iznini kullanamamakta. Ve yine her sene girdi-çıktı yapılan taşeron işçisi sene dolmadan şirket yenilendiği için tazminat hakkından yararlanamamakta. Üniversite mezunu olmanızın hiçbir önemi yok, lise mezunu bir devlet memuru sizin iki katınız ücret alarak bunu hiçe saymıştır zaten. Bir devlet memuru her sene düzenli zam alırken taşeron işçi asgari ücrete bağlı bir ücret ile çalışmakta. Bunun ötesinde Sağlık Bakanlığı tasarruf tedbirleri çerçevesinde yayımladıkları genelge ile taşeron işçilerin ücretlerinde ciddi bir düşüş yapabilmekte. (Bkz. http://www.saglik.gov.tr/TR/belge/1-8462/12052009-tarih-ve-32-sayili-hizmet-alimlarinda-calistir-.html )
Taşeron şirket işçilerinin adaletsiz bir ortamda çalıştıklarını örneklemeye çalıştım. Tabi ki sorunlar bunlardan ibaret değil. Ama sanırım yukarıda anlatılanlar meseleyi anlamak için yeterli. Tüm bu sorunlardan dolayı sağlık problemleri ile boğuşan, evliliklerinde sorunlar yaşayan birçok taşeron işçisi tanıyorum. Bu soruna acilen el atılması gerekmektedir. Ciddi bir irade ve gerçekçi söylemler ile bu sorunun çözülmesi çok zor olmasa gerek. Taşeron işçiler Adalet ve Kalkınma partisinin kurduğu hükümetten “Adalet” istiyorlar. Dünyanın en hızlı büyüyen ikinci büyük ekonomisini yönetenlerden “eşit işe eşit ücret” prensibi çerçevesinde bir yaklaşım sergilemelerini bekliyorlar. İçi boş söylemlerle oyalanan taşeron işçiler bir an evvel sorunlarının çözülmesini bekliyorlar.
Murat Demir
Anahtar Kelimeler:Taşeron İşçiler, işçi hakları
